BÜYÜCÜLÜK


Sevgili dostlar,
BÜYÜCÜLÜK

Dini ve tarihi metinler, arkeolojik buluntular, bize açıkça gösteriyor ki insanoğlu varlığının başlangıcından itibaren bilinmeyene karşı bir merak içindedir. İnsanın en büyük merakı her zaman görme duyusu dışında olan, anlamakta ve anlamlandırmakta güçlük çektiği olaylara karşıdır. Göz önünde olmayan, görünenin zıddı anlamında kullanılan gayb’ın ifade ettiği anlam Türkçe sözlüklerde şu şekildedir; ‘his ve aklın ötesinde kalmış olan, göz önünde bulunmayan ve insanlar açısından kavranamayan manevi alem’’. Durum böyle olunca da ilk çağlardan itibaren insanların en çok istismar edilip kullanılan duygusu gayba olan merakı olmuştur. Her dönemde her toplumda bir takım kâhinler, büyücüler, sihirbazlar var ola gelmiş, insanlar tarafından ilgi ve itibar görmüş lakin bu gibi insanlara itibar eden kimseler her defasında zarar görmüş, çaresizlikleri ve umutları istismar edilerek evlerini, birikimlerini, sağlıklarını, hatta evliliklerini, evlatlarını, akrabalarını ve dostlarını kaybetmişlerdir.

Cahiliye toplumunda da kâhinler önemli bir yere sahipti çünkü onların olağan üstü güçlere sahip olduğuna inanılır ve insanlar her türlü eylemlerini onlara danışırdı. İslamiyet’in gelmesiyle her türlü sihir, büyü yasaklandı. Yüce Allah defalarca gaybı Allah’tan başka hiç kimsenin bilemeyeceğini peygamberlerin bile ancak onun bildirdiği kadarını bilebileceğini bildirdi. ‘’De ki: “Göklerde ve yerde Allah’tan başka hiç kimse gaybı bilemez.’’ (Neml/65) Cinler gaybı bilselerdi, zelil edici azap içinde kalmazlardı. (Sebe/14) Ünlü tefsir ve hadis âlimlerinden Taberani’nin bu konudaki şu ifadeleri meşhurdur. ‘’Falcının, büyücünün veya başka birinin gaybdan verdiği haberlerine inanan, Kur’an-ı kerime inanmamış olur.’’

İnsanların gaibden haber verdiği inancıyla bir takım büyücü, falcı, sihirbaz gibi kimselere itibar etmesinin ve onlardan medet ummasının altında yatan sebepler hakkında birçok araştırmalar yapılmıştır. Bu konudaki bulğuların en başında dini konulardaki bilgi eksikliği ve dini bilgiyi dinin özüne uygun anlatmayan kaynaklardan öğrenme geliyor. Yine yazımın başından itibaren vurguladığım gelecek hakkında bilgi edinme ve hayatında yaşadığı belirsizlikleri giderme arzusu bu listenin en başında. Kişinin özel hayatında yaşadığı bir takım başarısızlıklara neden bulma arayışı da kişiyi bu yola sürükleyen sebeplerden biri. İnsanlar evliliğinde, iş hayatında, maddi kazancında, çevresindeki insanlarla yaşadığı kötü sonuçlar doğuran anlaşmazlıklarda sorunun çözümünü kendi bireysel yanlışlarını aramak ve düzeltmektense büyüde ve büyücüde arama yoluna gidebiliyor. Bu da mevcut durumun kendisine verdiği zararı arttırıyor. Yine biyolojik ve psikolojik hastalıklara çare aramak için gaybdan haber verdiğine inandığı kimselere başvuranların sayısı azımsanamayacak kadar çok. 

Sonuç olarak şunu söylemek isterim ki büyücü, falcı vb. isimlerle anılan bu kimselere müracaat etmek, danışmak, ücret ödeyip söylediklerini onaylamak dinen yasaklanmıştır. Resulullah’ın “… Kim de bir kâhine gider ve onun sözlerini tasdik ederse Muhammed’e indirileni inkâr etmiş olur” (İbn Mâce/Tahâret/122) hadisi gayet açık ve anlaşılır şekilde ortadadır. Eşimizle yaşadığımız sorunları hiçbir büyücü çözemez. Böyle bir kimseye inandı dediğini yaptı diye hiç kimsenin nasibi açılıp evlenemez. Borçları ödenmez. Hastalığı iyileşmez. Kayıpları bulunmaz. Müslüman her durumda Allah’a dayanıp güvenmelidir. Zira kullarını her an koruyup gözeten, onlara her şeyden daha yakın olan, dualarına icabet eden ilâhî kudret yerine âciz varlıklara sığınmak kendisine bile hayrı olmayan insanlardan fayda beklemek Müslümana yakışmaz.

 

 

                                                                                                                                                Figen AlLTINDİŞ

Din Hizmetleri Uzmanı

Etiketler:


Bir Yorum Yaz




Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.