Bu hafta sizlere toplumları katıp karıştıran, kardeşlik ortamı zedeleyen, insanları birbirine düşürüp eğriyi doğru, doğruyu eğri gösteren, musallat olduğu toplumlarda huzur ve güven bırakmayan bir musibetten, ‘fitne ’den bahsetmek istiyorum. Günlük hayatımızda sıkça kullandığımız veya duyduğumuz bir kelime olan fitne Arapça kökenli olup altın ve gümüş gibi değerli madenlerin saflığını anlamak için ateşte eritmek manasına gelen ‘fetn’ kökünden türemiştir. Kuyumcu için de aynı kökten türemiş ‘’fettan’’ kelimesi kullanılır. Aynı kelime Kur’an’da Zariyat Suresi’nde ateşe atma, ateşle azap etme anlamında geçmektedir. Kur’an ve hadislere genel manada baktığımızda fitne bir imtihandır. Bu imtihanın konusu evlat, mal, makam, eş, kardeş kısacası her şey olabilir. Büyük İslam âlimlerinden Taberi’ye göre fitnenin asıl anlamı ateşe atarak deneme ve sınamadır ki fitne zamanla İslam ümmetinin birlik beraberliğini bozan her türlü yıkıcı faaliyet için kullanılır olmuştur.
Sevgili Peygamberimizin hadislerinde fitnenin birçok çeşidinden bahsedilir. Kalbin fitnesi, deccal fitnesi, mesih fitnesi, gece ve gündüzün fitnesi, şehvetin getirdiği fitne gibi. Yine hadislerde kıyamet alametleri diye bahsedilen gelişmeler de fitne diye geçmektedir. Hadislerin ihtiva ettiği manaların buluştuğu nokta ise, fitneye sebep olan şeyin birey veya toplum nezdinde ortaya çıkardığı kargaşa ve karışıklıktır. Kur’an-ı Kerim’de iki yerde fitne için Rabbimiz şöyle buyurmuştur. Fitne öldürmekten daha şiddetli bir suçtur”(Bakara/191); “Fitne öldürmekten daha büyük bir suçtur” (Bakara/217) Fitnenin taşıdığı tehlikenin büyüklüğünü çarpıcı bir şekilde bizlere anlatan bu ayeti kerimelerde geçen ifade ne kadar da dikkat çekicidir. Fitne düşmanın elinde de çok kuvvetli bir silahtır. Fitne ile insanlar birbirine düşman edilir. Toplumlar kutuplaştırılır. Kardeşi kardeşe, karı kocayı birbirine düşman eder. İnsanların algılarıyla oynanır, bir tarafa yönlendirilir, aldatılır, kandırılır. Öyle ki aynı dine, aynı dile, aynı vatana sahip olan insanları bir araya getirmek bile imkânsız olur. Üstelik fitne tohumunu ortaya atmak ve onu yaymak da çok kolaydır. Biraz kötü niyet ve bir grup meraklı cahil yeterlidir. Malzemesi de çok zengindir. Bizzat Allah’ın kitabıyla bile fitne çıkarılabilir. Nitekim ayetler hakkında şüphe uyandırıp, heva ve hevesine göre ayetleri yorumlayıp, insanların din hakkında kafasını karıştırıp insanları gruplaştıran kimseler her devirde varolagelmiştir. İslam tarihinde ilk büyük fitne olaylarının başlangıcı Hz. Osman’ın katledilmesi olarak kabul edilir. Ve o günden sonra başlayan kargaşa ve anarşi ortamının toplumda oluşturduğu güvensizliği İbn Sirin’in şu sözleri bizlere ne güzel anlatmaktadır: ‘’İnsanlar önceleri isnaddan (hadisi peygambere dayandıran raviler zinciri) sormazlardı. Ne zaman ki fitne meydana geldi râvîlerinizin isimlerini bize söyleyin demeye başladılar’’.
Bizim dinimizde toplumda insanları kaosa sürükleyecek, ya da toplumun huzur ve barışını bozacak her türlü eylem yasaklanmıştır. Yaşadığımız çağda teknolojik gelişmelerin hayatımızı kolaylaştırdığı muhakkak. Teknolojik aletleri de bir fitne aracı olarak kullanmak da yine insanın elinde. Bize düşen fitneye sebep, alet, yol veya yoldaş olmadan bilerek veya farkında bile olmadan fitnenin içinde olmaktan sakınmak. Fitne ile denenmekten Allah’a sığınmak. Zira fitne imtihanı ateşe atılmak gibi zor bir imtihan.