İSLAMDA AD KOYMA


İSLAMDA AD KOYMA

                                                                                                                                 Figen ALTINDİŞ Din Hizmetleri Uzmanı

Kur"ân-ı Kerîm"in açıkça belirttiği üzere, ilk insan Hz. Âdem"e isimleri öğreten bizzat Allah Teâlâ"dır. Kendisine öğretilen isimler ve kavramlar sayesinde ilk insan Hz. Âdem"den başlayarak, insanoğlu, dünyayı mâmur etmeye ve yaşanabilir bir mekân hâline getirmeye başladı. Zaman içinde insanlar, dinî, coğrafî, kültürel vb. nedenlere dayanarak çocuklarına ve bütün varlıklara isimler vermeye devam ettiler.

Hz. Peygamber bir taraftan yaşadığı toplumun tevhid ile çelişmeyen kültürel unsurlarını koruyor, bir taraftan da yeni isimlerin inancı, ahlâkı ve kültürü yansıtan gücünden faydalanıyordu. Resûlullah (sav), yeni doğan çocuğa yedinci gününde isim verilmesini, (saçlarının tıraş edilmesi suretiyle) temizlenmesini ve akîka kurbanının kesilmesini emretmişti. Ashâb, çocuklarına isim koyması ve dua etmesi için Sevgili Peygamberimize gelirdi.  O da öncelikle çocuğun kulağına ezan okur, sonra da hurma gibi tatlı bir yiyeceği iyice çiğneyerek ağzına verir ve ismini koyardı. Ezan okumak suretiyle bir anlamda hayatının hep doğru istikamette olmasını diliyor; ağzına verdiği hurma ile de tatlı bir ömür geçirmesini istiyordu. Bebeğe güzel bir isim vererek yaşantısının bereketli olması için dua ederdi.

Dünyaya yeni gelmiş bir bebek, içinde yaşayacağı kültürle ilk defa bu şekilde tanışmış olur. Çocuğa verilecek isim, gerek içinde bulunduğu ortamla gerekse kültürel geçmişiyle sıkı bir bağın kurulmasını sağlar. İsmin sürekli tekrar edilmesiyle sahibinin karakterinin şekillenmesinde etkili olacağı veya onun için dua anlamına geleceği düşünülür. Buradan hareketle Hz. Peygamber"in de isim koyarken ya da değiştirirken muhatabında görmek istediği niteliği dile getirdiği söylenebilir. Yeni doğan çocuklarından her birine ısrarla “Harb” yani savaş ismini koymak isteyen Hz. Ali"nin bu tercihi yerine Resûl-i Ekrem"in torunlarına “güzellik” ve “iyilik” anlamlarına gelen “Hasan” ve “Hüseyin” isimlerini vermesi bu açıdan dikkat çekicidir. Hz. Peygamber sadece kişi isimleri için değil yer ve kavim isimleri için de aynı tavrı göstermiş, topraklı, tozlu anlamında “Afira” adıyla anılan araziye “Hadira” (Yeşillik) ismini vermişti. Olumsuz anlam ifade eden isimleri tam aksi olan olumlu hâlleriyle değiştirmişti. 

Hz. Peygamber, her konuda olduğu gibi isimler üzerinden de insan saygınlığının korunmasına özen göstermiştir. İsimler nedeniyle insanların rencide olmasını veya ismin oluşturacağı olumsuz kanaatleri bertaraf etmeyi, insanî ilişkilerin huzurlu, güvenli ve sağlıklı temeller üzerine kurulmasını istiyordu. Ferdî ve toplumsal ilişkileri olumsuz yönde etkileyen uğursuzluk inancının isimler üzerinden sürdürülmesine de bu nedenle engel olmak istemiştir. Nitekim o (sav), tefe"ülden yani bir şeyi hayırlı saymaktan hoşlanır, uğursuz saymayı ise sevmezdi.

O, bütün mahlûkâtla barışıktı. Eşya ve doğa ile ilişkisi hep bu düzlemde gerçekleşiyor, her bir eşyayı Yüce Yaratıcı"nın kendine bahşettiği bir nimet ve değer olarak telakki ederek onlara canlı birer varlık gibi muamele ediyordu. Mahlûkâta güzel bakıp güzel görüyordu Allah Resûlü. Elbiselerini giyerken onların bir bir isimlerini sayıp Rabbine hamdeder ve bu nimetlerin hayırlı olmasını, hayırda kullanılmasını niyaz ederdi. Sahip olduğu eşyalar ve hayvanlara da güzel isimler verirdi. Kılıcına “Zülfikâr” bir atına “Mürtecez”, eşeğine “Ufeyr”, develerine de “Kasvâ” ve “Beydâ” isimlerini vermişti.

İsimler kişinin inanç, ahlâk ve kültürünü yansıttığı gibi duyan kişinin zihninde olumlu veya olumsuz çağrışımlar da yapmaktadır. Bu sebeple Peygamber Efendimiz câhiliye inanç izlerini taşıyan, kibir, böbürlenme anlamı çağrıştıran ve kötü anlam taşıyan isimleri değiştirmiş, bunların yerine Allah"a kul olmayı çağrıştıran, peygamberleri, salih insanları hatırlatan, ilk söylendiğinde güzel ve hayırlı anlamlar ifade yapan isimleri tercih etmişti. Böylece oluşturduğu toplumda isimler vasıtasıyla da inancın, kültürün, ahlâkî meziyetlerin hatırlanmasını, hayır ve güzelliklerin zihinlere yerleşmesini temin etmişti.

Hadislerle İslam/Cilt 4/Sayfa 115

 

Etiketler:


Bir Yorum Yaz




Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.