İSRAF (23.11.2022)


Figen Altındiş
İSRAF (23.11.2022)

Sevgili dostlar,

Bu hafta sizlere sözlüklerde kısaca; herhangi bir malı ya da imkânı boş yere kullanmak şeklinde tarif edilen ‘’israf’’ kavramından bahsetmek istiyorum. Ahirette hesaba çekileceğimiz hususlar Rabbimizin bize verdiği mallar ve imkânlar olduğuna göre bu dünyada sakınmamız gereken en ehemmiyetli konulardan biri de israf.

Bir gün Sad b.Ebû Vakkâs abdest alırken Resûlullah (sav) onun yanına uğramıştı. Derken onun suyu fazla kullandığını görmüş olmalı ki“Bu ne israf?” buyurdu. Sad, “Abdestte de mi israf olur?” diye sorunca, Resûlullah (sav), “Evet, akan bir nehirden bile abdest alıyor olsan israf olur.” diye cevap verdi.(İbni Mace,48)

İsraf kişinin emeğinin, alın terinin kıymetini bilememesi; kendisine bahşedilen imkânların sonsuz ve sınırsız olduğu yanılgısına kapılması ve farkında bile olmadan geleceğini çöpe atmasıdır. İnsanoğlu suyu, ekmeği israf ederken aslında çöpe attığının kendi geleceği olduğunu göremez. Ömrünün binlerce saatini televizyon karşısında geçirir, zamanını israf ettiğini bilemez. Gereksiz boş muhabbetlerle saatler tüketir sözlerini israf ettiğini bilemez. Bedenine Allah’ın yasakladığı her türlü maddeyi alırken sağlığını israf ettiğini göremez.

Rabbimiz Kur’an’ı Kerim’de her konuda olduğu gibi bu konuda da sınırları bildirmiş, ‘’ Ey Âdemoğulları! Her namaz kılacağınızda güzelce giyinin, yiyin için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.’’ (Araf, 31) buyurmuştur. Müslümandan istenilen her konuda olduğu gibi harcamaları konusunda da ölçülü olması, cimrilik yapmaması fakat israf da etmemesidir. Sahabe-i kiramdan  Mâlik b. Nadle"nin anlattığı şu hadise bu konudaki ölçüyü bize ne kadar güzel anlatmaktadır.  “Dağınık bir kıyafetle Hz. Peygamber"in yanına gitmiştim. Allah Resûlü bana şöyle dedi: Senin malın mülkün var mı? Evet, var ey Allah"ın Elçisi!” diye cevap verdim. “Ne gibi malların var?” diye sordu. “Allah bana deve, koyun, at sürüleri ve hizmetçiler ihsan etmiştir.” dedim. “Allah sana mal mülk ihsan etmişse, Allah"ın nimetinin ve ikramının eseri, üzerinde (kılık kıyafetinde) görünsün.” Buyurdu.

Tüketim çılgınlığı içine doğmuş, kimliğini bile sahip olduğu mallar üzerinden tanımlayan, kıyafetlerini koymak için her gecen gün daha fazla dolaba ihtiyaç duyan günümüz toplumu mutedil olmak konusunda her zamankinden daha zor imtihanlar geçiriyor.

Sanayi devrimi ile birlikte insanoğlu dünyanın kaynaklarını hoyratça tüketmeye başladığında, bilim insanları bozulan dengeyi çok açık bir şekilde görebiliyorlardı. Ancak canlı her organizma gibi dünyanın da kırılıp bozulan yerinden yeniden yenileneceği yanılgısına kapıldılar. Bu gün geldiğimiz noktada kesinlikle anladık ki Rabbimizin bize emanet ettiği hiçbir imkân sonsuz ve sınırsız değil. Ne kadar ölçüsüz ve bilinçsizce tüketiyorsak o kadar tükeniyoruz. Ve ancak bu gün anladık akan bir nehirden dahi abdest alıyor olsak suyu dikkatli kullanmalıyız.

 Nimetin kıymetini bilmek büyük erdem, bilmemek nimeti verene saygısızlık. Müslüman nimete şükreder. Kendisine bahşedilen malların da imkânların da emanet olduğunu bildiğinden ama en çok da haddini bildiğinden israf etmez ve şöyle dua eder  “Rabbim! Her konuda hatalarımı, bilmediklerimi, israflarımı ve senin benden daha iyi bildiğin şeyleri bağışla.’’(Buhari)

Figen Altındiş

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



Bir Yorum Yaz




Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.