Bu hafta sizlere hepimizin nefret ettiği, çevremizdeki hiçbir kimsede görmek istemediğimiz hatta kendimizde olmasından şiddetle kaçınıp utandığımız bir davranıştan nankörlükten ve nankörlüğün zıttı bir kavram olan şükürden bahsetmek istiyorum. Farsçadan dilimize geçen ‘’nan” ekmek kelimesi ile “kur” görmeyen kör anlamındaki kelimelerden oluşan nankör yediği ekmeğin, gördüğü iyiliğin kıymetini bilmeyen, nimeti inkâr eden anlamına gelen nankurden türetilmiştir. En kısa tabirle nankörlük, yapılan bir iyiliğe karşı şükran göstermemek anlamına gelir.
İnsan, yaratılışı itibariyle hem iyiliğe hem de kötülüğe meyli olan bir varlıktır. Bununla birlikte insan kendisine yapılan iyilik, yardım ve nimetlerin farkına varma konusunda da zayıf bir varlıktır. Dolayasıyla kendisine yapılan yardımın veya iyiliğin kıymetini bilmeyen insanların sayısı az değildir. Hepimiz hayatımız boyunca en az bir kez iyiliğimizin dokunduğu, fedakârca davrandığımızı düşündüğümüz insanların bize karşı nankörlük içeren söz ve davranışlarına maruz kalmışızdır. Böyle durumlarda sadece o kişilere değil tüm insanlara karşı iyilik yapma, yardım etme duygularımızı sorgular hale geliriz. Çünkü insan nankörlüğü hazmedemez. Öfkelenir. İnsan için nankörlüğün en büyüğü ise yaratıcısını tanımamasıdır. Yani var olmamıza, rızkı verip yaşamamıza, insan olmamıza sebep olan yaratıcıyı tanımamak nankörlük davranışının en üst düzeyini teşkil eder. “Sizler hiçbir şey bilmez bir durumdayken Allah sizi analarınızın karnından dışarı çıkardı; şükredesiniz diye size kulaklar, gözler, kalpler verdi.” (Nahl/78) ‘’Size her istediğiniz şeyi verdi. Eğer Allah'ın nimetini saymaya kalkışırsanız, onu sayıp bitirmeye güç yetiremezsiniz. Gerçek şu ki, insan pek zalimdir, pek nankördür.’’ (İbrahim/34) Yine insanın kendisini dünyaya getiren ve büyüten anne babasına, iyilik gördüğü diğer insanlara, din ve devlet büyüklerine gösterdiği iyilikbilmez ve şükürsüz davranışlar da Kur’an ve hadislerde yerilmiştir. Nankörlük insandaki birçok olumsuz davranıştan kaynaklanıyor olabildiği gibi nankörlük de birçok olumsuz davranışa kaynaklık eder. Hâlbuki şükür bunun tam tersidir. Şükür nimeti arttırır. Şükreden kulun içsel motivasyonu yüksektir. Şükreden kulun Allah’a karşı tevekkül ve teslimiyet bağı kuvvetlidir. ‘’Ve düşünün ki Rabbiniz şöyle buyurmuştu: Andolsun ki, şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım ve eğer nankörlük ederseniz haberiniz olsun ki, azabım çok şiddetlidir!" (İbrahim/7) Ünlü İslam müfessiri ve fizikçisi Fahreddin er-Râzî, bu ayet hakkında şöyle der ‘’- söz konusu artış maddi ve manevi her iki nimet çeşidini kapsar. Çok şükredenlerin daha fazla maddî nimet elde ettikleri görülmektedir. Mânevî nimetin artışına gelince bu nimetin zirvesi Allah sevgisidir. Allah’ın nimetlerine nâil olan kul sürekli O’nun lutufkârlığı ve nimetlerinin çeşitliliği üzerinde düşünür, bu sayede Allah’a olan sevgisi artar. Daha sonra nimetle ilgilenme düzeyini aşarak nimetin sahibine yükselir, ilgi ve sevgisini O’na yöneltir.’’
Her konuda rehberimiz Sevgili Peygamberimiz bu konuda bizlere şöyle buyuruyor “Kendisine bir ikramda bulunulan kişi, imkân bulduğu takdirde karşılığını versin. Bulamazsa (o iyiliği yapana) övgüde bulunsun. Çünkü (bir iyiliği) öven, şükran borcunu yerine getirmiş olur. İyiliği gizleyen ise nankörlük etmiş olur.’’ Ve son olarak şu ayeti zikretmek isterim “Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur, nankörlük edene gelince o bilsin ki rabbim ganîdir, kerimdir.’’ (Neml/40)