DALALET


Figen ALTINDİŞ
DALALET

 

Sevgili dostlar,

Bir hadis-i şerifinde Sevgili Peygamberimiz şöyle buyuruyor; Doğru yola çağıran kimseye kendisine uyanların sevabı gibi sevap verilir. Bununla beraber onların sevabından hiçbir şey eksilmez. Sapıklığa çağıran kimseye de ona uyanların günahı gibi günah verilir. Bununla beraber ona uyanların günahından hiçbir şey eksilmez. (Müslim/İlim/16)

Peygamber efendimizin bizleri uyarıp sakındırdığı her kötü davranış ve bizlere tavsiye edip uyguladığı her güzel eylem, zamanların ve mekânların üstünde anlamlar taşır. Yani o bu sözü söylediğinde 7. Yüzyılda Arabistan yarımadasında bidai koşullarda yaşayan Müslümana da seslenir, 21. Yüzyılda Avrupa kıtasında metropol şehirlerde yaşayan Müslümanlara da. Elbette yeryüzünde yaşayan her insan topluluğunun kendine özgü kendini diğer topluluklardan ayıran farklı kültürleri vardır. Hatta toplumların bu kendine has kültürleri de zaman içinde değişir. Bir toplumun sapık ve sapkın kabul ettiğini başka bir toplum doğal ve normal de kabul edebilir. Ben bugün sizlere global dünyanın gittikçe kaynaşıp aynılaşan ve egemen kültür tarafından da farklı araçlarla hepimize dikte edilen eklektik değerlerden değil de kısaca bizim dinimizde sapkın olan nedir, Ondan bahsetmek istiyorum.

Sapkın davranış sözlüklerde; normal olmayan, geleneklere aykırı, gayritabii, delice olan şeklinde tarif edilmiş. Kuran ve sünnete göre ise doğru yol, doğru olan, arzu edilip ulaşılmak istenilene ‘’hidayet’’ bunun zıddı olarak da kaybolmak, telef olmak, şaşırmak, azmak, sapmak, sapıklık manalarında ‘’dalalet’’ kelimesi kullanılmıştır. Kur’an-ı Kerim’de birçok ayet-i kerime’de dalalette olan kimselerin özelliklerinden bahsedilir. Örneğin; Allah’tan başka ilahlar edinirler. Mesela kendi heva ve hevesleri gibi. Allah’tan değil de kullardan yardım, medet, rızık umarlar. Kur’an’ın ilahi bir kitap olduğunu, melekleri, peygamberleri, ahireti inkâr ederler. Allah’ın haram kıldığını helal sayarlar veya bunun tam tersini yaparlar. Bir konuda fikri sorulduğunda, hüküm vermesi gerektiğinde hak ve adaletle ile değil arzularına ve duygularına göre hüküm verirler. Yine Kur’an bize bildiriyor ki selim olan fıtrattan ayrılıp dalalette olmayı tercih eden, kendisi sapıtmış ve başkalarını da sürekli sapkın davranışlara çağıran kimseleri bu durumlarından kurtarmak da imkânsızdır, çünkü onlar akıllarını kullanıp hakikati göremezler. Yalnızca duyguları ile hareket ederler.  Ayrıca Allah’ın Rahmetinden ümit kesmek de dalalette olanların davranışları arasında zikredilmiştir.  Yine yüce kitabımız bizlere dalalet bataklığına topluca saplanmış toplumların akıbetlerinin helak edilmek olduğunu bildiriyor. Kur’an’da helak edildiği bizlere bildirilen toplumlara baktığımızda bazı sapkın davranışlar hemen gözümüze çarpıyor. Kibirde, hayâsızlıkta, edepsizlikte, fitne ve fesatta ileri gittiklerini, fakir insanları hor gördüklerini, aşırı derecede dünya nimetlerine dalıp nankörleştiklerini, güç, iktidar ve mal sahiplerinin diğerlerine zulmettiğini ve sapkın cinsel yönelimlere sahip olduklarını görüyoruz.

Hidayette olmak veya dalalette olmak bizim elimizde. Allah bizlere akıl nimeti vermiş. Kuranda hepimize eşit mesafede seslenmiş. Doğru yolu da sapıklığını da bildirmiş. Yeter ki hayata akımızı kullanarak ve Kur’an’ı rehber edinerek bakmasını bilelim. 

‘’Şüphesiz biz ona doğru yolu gösterdik; artık o isterse şükreden olur, isterse nankör.’’ (İnsan/3)

‘’Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.’’ (Fatiha/6-7)

Etiketler:


Bir Yorum Yaz




Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.