ZAMAN


ZAMAN

Câhiliye karanlığında yaşayan insanlar zamanın bir başlangıcı var mıdır, akıp giden zamanın bir sonu var mıdır pek sorgulamazlardı. Onlara göre zaman yaşadıkları hayattı. Sonra Yüce Allah Kur’an’ı indirdi ve insanoğluna bildirdi ki daha insan yaratılmadan bile nice zamanlar geçmişti. Allah Kuranı indirmeden ve yeryüzünün son elçisi Hz. Muhammed Mustafa’yı göndermeden önce, çok peygamberler göndermiş, haddi aşıp azgınlaşan nice milletler helak edilmişti. Ve yine Kur’an bildirdi ki yağmurun ölü toprağı canlandırıp dirilttiği gibi insanoğlu da tekrar diriltilecek ve ahirette hesaba çekilecekti. İşte o zaman iman edenler anladılar ki zaman kıymetli bir şeydi.

Kur’an’ın davetine uymayan, arzularını ilahlaştırıp yeryüzünde kan döken, her gecen gün nefsinin esiri olup biraz daha ahlaksızlaşan toplumlar, bu kötü gidişin kendi eylemlerinin bir sonucu olduğu görmezden gelip, faturayı zamana kesmişler bugün bizimde yaptığımız gibi ‘’ –Ne kötü zamanlarda yaşıyoruz.’’ Demişler. Hâlbuki insan bilmez ki zamanı güzelleştiren de yaşanılmaz kılanda yine kendisidir.

Yüce kitabımız bize zamanın sahibinin Allah olduğunu bildiriyor. Rabbimiz dilediğine zamanı daraltır, dilediğine genişletir. Dilediğini dilediği zamanda var eder. İnsanı değerli kılan hangi zamanda yaratıldığı değil, içinde var olduğu zamanı nasıl değerlendirip kullandığıdır. Nitekim Peygamber Efendimiz ve güzide ashabı câhiliye karanlığını saadet asrına cevirmişler, yeryüzüne zamanların en güzelini yaşatmışlardır.

 Rabbimiz kullarına rahmet ve merhametinden onların af ve mağfiretine vesile olsun diye bazı zamanları da diğer zamanlara göre daha kıymetli yaratmıştır. Cuma günü bu kıymetli zamanlardan biridir. Ebû Hüreyre’den nakledildiğine göre, Allah Resûlü (sav) cuma gününden bahsetti ve şöyle buyurdu: “Onda öyle bir an vardır ki şayet bir Müslüman kul namaz kılarken o âna rastlar da Allah"tan bir şey isterse, Allah ona dilediğini mutlaka verir.”(Müslim, Cuma 13) Yine içinde bulunduğumuz üç aylar, Kandil geceleri, haram aylar, hac ayları, bayram ve teşrik günleri, arife günü, zilhiccenin ilk on günü Kur’an’da ve hadislerde bizlere bildirilmiş mübarek zamanlardır.

Bu mukaddes zamanlarda Rabbimizin bizlerden istediği diğer zamanlardan daha çok ona yönelmemiz, onun rızasına vesile olacak davranışları her zamandakinden daha çok yapmamızdır. Daha çok nafile oruç tutmamızı, daha çok nafile namaz kılmamızı, daha çok yoksul sevindirmemizi ister. Akrabalarımızı her zamankinden daha çok ziyaret etmemizi, yaşlılarımızın ve hastalarımızın hatırını daha çok sormamızı ister. İnsan bu güzel ameller ile bu mübarek zamanları güzel değerlendirdiğinde Yüce Allah ona zamanı genişletir,  bereketlendirir. İşte bu kimse zamanda aldananlardan olmaz.

Bugün önümüzdeki bu mübarek üç aylar dünyanın bindir türlü telaşı içinde nasıl geçtiğinin bile farkında olmadığımız ömrümüzü muhasebe etmenin en güzel zamanıdır. Cenâb-ı Hak, bu mübârek zamanları; nefislerimizin tezkiyesine, taksiratımızın affına, gönüllerimizin ihyasına ve ümmet-i Muhammed’in birlik ve beraberliğine vesile kılsın.

Allahım! Recep ve Şaban ayını bize mübarek kıl ve bizi Ramazan ayına  ulaştır. (Taberi, Dua 911)

                                                                                               

 

 

 

 

 

 

 

Etiketler:


Bir Yorum Yaz




Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.